Yrd. Doç. Dr. Ahmet Dalkıran, “On Yedinci Yüzyıl Osmanlı Minyatürlerinde Sıra Dışı Bir Eğilim: Müstehcenlik” adlı
makalesinde şöyle demiş:
“Müslümanların halifeliğini elinde bulunduran Osmanlı imparatorluğunda, XVII. yüzyılda müstehcenliğin görüldüğü sıradan halka ait minyatürlerin yapılması ve bunların Padişahlara ait albümlere kadar girebilmesi dikkat çeken bir husustur.”

Sorularla İslamiyet sitesinde şöyle bir alıntı geçmektedir:
”Resim haline getirilmiş avret yerlere bakmanın mahzuru hususunda bir şey bulamadım; araştırıla...” [Reddü ‘I-Muhtâr, VI,
373]

18. yüzyılda doğmuş Hanefi fakihlerinden İbn Abidin’den yapılan bu alıntıyı İslam İlimleri adlı sitede şu şekilde bulabiliyoruz:
“Dikkat edilsin; acaba şehvetle nakşedilen bir resme, bir surete bakmak harâm mıdır? İşte burada tereddüt yeridir. Yani bu
tereddüdler olan bir meseledir. Bunun hükmünü görmedim.Tetkik edilsin.” (İbn Abidin, Reddü ‘l Muhtar, Bakma ve Dokunma Faslı)

Sorularla İslamiyet sitesinde görülmeyen şehvetle ifadesi bu kaynakta geçiyor, ayrıca mahzur yerine haram kelimesi bulunuyor.

Televizyondaki görüntülere bakmanın caiz olup olmadığı sorusuna cevap verenlerden bazılarının aşağıdaki açıklamaya yer verdikleri görülmektedir.
Gazete ve dergilerdeki müstehcen resimler ile televizyondaki açık görüntüler gerçek değil resim ve hayal olduğu için, onlara
bakmak hakiki kadının vücuduna bakmak gibi haram sayılmaz. Ancak şehvet ile bakan bir kimse için haram olur. İbn Hacer
Heytemî ile Şirvanî şöyle diyorlar: Aynada veya suda görünen kadın görüntüsüne bakmak haram değildir. Ancak fitneye vesile
olduğu takdirde haram olur. (Tuhfetü'l-Muhtâç ve Şirvâni, c. 7, s. 192; Halil Gönenç, günümüz meselelerine fetvalar – 2, s: 167)

İbn Hacer el-Heytemî’nin ve Şirvanî’nin görüşü olduğu belirtilen “fitneye vesile olduğu takdirde haram olur” ifadesinden Halil
Gönenç tarafından “şehvet ile bakan kimse için haram olur” şeklinde bir yorum çıkarılmış gibi görünmektedir. Ancak:

1) Şirbinî’nin Muğni’l-Muhtac’da “Cinsel ilişkide bulunma veya bunun öncesindeki işlere davetiye çıkaracak şekilde bir fitne
korkusu bulunduğunda, kadının yüzüne ve ellerine bakmak da haramdır. (...) Kişi, bir kadının ellerine ve yüzüne şehvetle yani
yalnızca lezzet almak amacıyla bakarsa, fitneden emin olsa bile bu bakış haram olur. “ dediği görülmektedir.

2) İbn Abidin’in Reddü’l-Muhtarda “Daha önce Zahire ve başka kitablardan naklettik ki kadının bir elbisesi varsa, o elbisenin
altında, onun bedenini süzmekte bir beis yoktur. Fakat elbisebitişik, daracık ve altındaki bedeni dışarıya aktarmayacak şekildeyse böyledir. Çünkü kişi bu takdirde sadece elbise ve kamete bakmış oluyor. (...) Buradaki ifadeden «şehvetsiz olmak»la takyid ettiği anlaşılır. Eğer şehvetle bakarsa mutlaka harâmdır. İllet ise Allahu a'lem fitne korkusu olmalıdır. Çünkü şehvetle kadının dış elbisesine veya sırtındaki elbiselere bakıp onun bedeninin uzunluğunu, benzerini düşünmek, kişiyi onunla konuşmaya çeker, o da kişiyi başka bir harekete götürür. Muhtemeldir ki buradaki neden, zaruret olmaksızın helâl olmayan bir şeyden lezzet almak olsun.” dediği görülmektedir.

Bu ifadelerden ise fitnenin şehvetten farklı olduğu ve zinaya yönelik fiziki hareketlere yönelme ile ilgili olduğu neticesi çıkıyor gibi gözükmektedir.

Şâfiî fakihlerinden Kalyûbî’nin‬ ve Becirmî’nin‬ sudaki ve aynadaki görüntüye şehvetle bile bakmanın haram olmadığını söyledikleri belirtilir.

Fotoğraflarla ilgili olarak günümüzde yapılan “bakılan kendileri değil, resimleridir” (Dinimiz İslam), “Avret bir organın resmine
bakmak, o avret organa bakmak gibi değildir.” (Faruk Başer) vb. açıklamalara bakıldığında günümüzdeki yorumlarda da bu
görüntülerin asıllarından farklı olduğu söylenmektedir.

İbn Abidin, acaba şehvetle nakşedilen bir resme, bir surete bakmak harâm mıdır? Bunun hükmünü görmedim. dediğine göre bu konuda kitaptan ve sünnetten bir şey bulamadım demek istemiş olabilir.Hanefi fakihlerinden İbn Abidin ile Şâfiî fakihlerinden Kalyûbî ve Becirmî’nin harama bakmaktan sakınma ve zinaya yaklaşmama konularıyla ilgili ayetleri ve hadisleri bilmedikleri
iddia edilemez. Bu ayetleri ve hadisleri bildikleri hâlde resimdeki, suretteki, sudaki ve aynadaki görüntülerle ilgili böyle açıklamalar yapmış olmaları bu görüntülerin aslından yani gerçeğinden farklı olduğu kanaatini taşıdıklarını göstermektedir.

Halis Ece Câriye ve Câriye’nin Avreti başlıklı yazısında Hususiyle câriyenin avret yeri mevzuunda, sınırları tâyin eden sarih bir nass yoktur. Kitap’ta ve Sünnet’te bu husus belirtilmemiştir. şeklinde bir açıklama yaparak şu fetvayı aktarmıştır:
Kişi, kendi câriyesiyle istifraş edebilir, onu yatak hizmetlerinde nikâhsız olarak kullanabilir. Başkalarının câriyeleri de, mahrem
(nikâhları kendilerine haram olan, birinci derecede yakın akrabalar) olan kadınlar gibidir.
Erkekler, mahrem kadınların bakabilecekleri zînet yerleri gibi,başkalarının câriyelerinin zînet yerlerine de bakabilir ve
dokunabilirler. Ama mahrem kadınlarında olduğu gibi göbekle diz kapağı arasına bakamaz ve dokunamazlar. Bu mevzuda delil,
yukarıda kısaca zikrettiğimiz şu hâdisedir:
Hazret-i Ömer (r.a.), örtülü bir câriye görmüş, çubukla örtüsüne dokunup: “Şu başörtünü at, ey kokmuş kadın! Hür kadınlara mı benzemek istiyorsun?” demiş. Bu da câriyenin başına, saçına, kulağına... bakmanın helâl olduğunu gösterir.
Yine Hz. Ömer (r.a.) satılmakta olan bir câriyenin yanına geldi, eliyle kadının göğsüne vurdu ve: “Haydi, alın!” dedi. Eğercâriyenin göğsü haram olsaydı, elbette Hz. Ömer (r.a.) ona dokunmazdı. Kaldı ki insanlar, câriyenin alım-satımı esnâsında
kadının derisinin yumuşaklık ve sertliğini öğrenmek isterler. Çünkü buna göre kadının fiyatı değişir. Bundan dolayı câriyenin
avreti de diğer mahrem (evlenmesi haram olan) kadınların avreti gibi sayılmıştır. Binaenaleyh bunlarla yalnız başına bulunmak,
beraber yola gitmek câizdir. Hem bakıp hem dokunduğu zaman şehvetinin uyanacağından korkan kimse, yalnız bakmakla yetinir. Fakat satın almak istediği câriyeye istek (şehvet) duysa da, yine bakabilir; hatta İmam Ebû Hanife’ye (rh.) göre (şehvetle) dokunabilir de.” [İmam Kasânî, Bedâyiu’s-Sanâyi fî Tertîbi’ş-Şerâyi’, c. 6, s. 2956]

Halis Ece’nin verdiği bilgilere bakılırsa gözleri harama bakmaktan sakınma ve zinaya yaklaşmama konusunda hür kadınlar ve cariyeler konusunda fark olduğu anlaşılmaktadır. İnsanın aslı değil misali olduğu söylenen fotoğrafların farkı konusunda da açıklamalar ve yorumlar bulunmaktadır. Günümüzde dini sorulara cevap veren sitelerin ve ilahiyatçıların nazarına sunulur.