PDA

View Full Version : Xitaygha Toxtap Tur! Deyishning Zamani Kelmidimu?



Diplomatic Observer
17-10-04, 15:49
Baþta komþularýmýz olmak üzere bugün bir çok ülke, sýnýrlarý içersinde Türk nüfus barýndýrýyor. Bu ülkelerin bir bölümünde Türkler, azýnlýk statüsünde. Örneðin; Yunanistan’da Batý Trakya Türkleri, Irak’ta Kerkük Türkleri, Bulgaristan, Romanya ve Makedonya’da yaþayan Türkler. Tataristan, Baþkurdistan, Kafkas Cumhuriyetlerinde de yaþayan Türk soylular var. Ülke þartlarýna ve politikalarýna göre deðiþen sorunlarý bulunan soydaþlarýmýzdan öyle bir bölümü var ki, seslerini dünyaya duyurma imkanlarý bile olmayan ve resmi Çin sýnýrlarý içerisindeki Sincan-Uygur Bölgesi’nde, yani Doðu Türkistan’da yaþayan Türkler.

Bugün Doðu Türkistan, “Sincan-Uygur Özerk Bölgesi” olarak adlandýrýlsa da, Uygurlarýn kendi yönetimleri ve baðýmsýzlýklarý tamamen yok edilmiþ durumda. Bunlarýn yaný sýra günlük yaþam kurallarý bile tamamen Çin tarafýndan düzenlenen yaptýrýmlarla belirlenmiþ.


Çin tarafýndan Doðu Türkistan’da uygulanan baský boyutlarý, dýþ dünyaya yansýtýlmak istenmemesine karþýn, uluslararasý örgütlerin hazýrladýklarý bazý raporlar var ki; burada yer alan bilgiler insanýn kanýný donduracak nitelikte. 1999 yýlýnda Uluslararasý Af Örgütü, Çin’in bu bölgedeki uygulamalarýný 92 sayfalýk bir rapor olarak dünyaya daðýttý ve raporun sonunda Çin Hükümeti, yaptýðý insan haklarý ihlali sebebiyle sert bir þekilde kýnandý. Ayrýca ABD Dýþiþleri Bakanlýðý tarafýndan hazýrlanan Ýnsan Haklarý raporunun bir bölümünde de, bu insanlýk dýþý uygulamalara yer verilmiþti.


Ayný þekilde, Ocak 2003’de hazýrlanan Ýnsan Haklarýný Ýzleme Örgütü'nün Raporunun Çin ile ilgili bölümünde de; Doðu Türkistan’da, son ''sert yumruk'' kampanyasý çerçevesinde binlerce kiþinin tutuklandýðý, Çin Hükümetinin Müslümanlarýn evlenme ve adetlerine yönelik gözetimleri artýrdýðý, Uygur dili ve kültürünü engellediði ve Müslüman din adamlarý için siyasi eðitim düzenlediði, serbest bilgi akýþýný engellediði, internet haberleþmesini dahi denetlemek için yeni bir sistem kurulduðu hususlarý vurgulandý.


Þimdi bu uygulamalara birkaç örnek verelim;


Doðu Türkistan'da çýkarýlan ve diðer bölgelerden gelen müzik kasetleri, Çin Kültür Bakanlýðý ve Ýstihbarat Örgütü tarafýndan sýký bir denetime tabi tutuluyor. Bu çerçevede, Türkiye'den ve Türkçe konuþulan diðer ülkelerden Doðu Türkistan'a müzik kaseti getirilmesine izin verilmiyor. Dahasý Uygur Türkleri tarafýndan çekilen televizyon veya sinema filmlerine ancak oyunculardan birinin Çinli olmasý ve iyiliksever karakteri canlandýrmasý koþuluyla! gösterim izni veriliyor.


Urumçi'de bulunan internet kafelere Uygur gençlerinin girmesi ise yasak. Yani Türklerin dünya ile baðlantý kurmasý, dolayýsýyla yeniliklerden , teknolojiden ve tabii ki özgürlük fikirlerinden haberdar olmalarý Çin’e göre tehdit oluþturuyor. Geçtiðimiz yýl, Doðu Türkistan'daki bütün kütüphaneler yeniden geniþ kapsamlý olarak denetim altýna alýndý ve ayný yýl içinde birkaç bin cilt kitap ve yayýn, Çin kültür politikasýna aykýrý görülerek imha edildi.


Öte yandan, ÇHC Merkezi Ýdaresi Eylül 2003 ayý baþýnda; Tibet ve Sincan-Uygur özerk bölgeleri hakkýnda yerel ve ulusal basýnda yer alacak olan haberlerin Pekin'deki merkezi idareye baðlý bir basýn bürosunda deðerlendirildikten sonra verilecek 'Olur'a göre yayýnlanmasýna karar verdi.


Doðu Türkistanlýlarýn hareket özgürlüðünü bile elinden alan ve güvenlik güçleri tarafýndan gerçekleþtirilen uygulama ise, Temmuz 2003 ayý ortalarýndan itibaren, “Genel Asayiþ” adý altýnda baþlatýldý.


Uygulamalarda güvenlik güçleri; Doðu Türkistanlýlarýn ikametgahlarýna baskýnlar düzenliyor, þehir merkezlerinde nedensiz kimlik kontrolleri yapýyor ve genel asayiþe riayet etmedikleri bahanesiyle suçsuz insanlar göz altýna alýnýyor.Tutuklananlarýn akýbetleri ise belirsiz.


2003 yýlý baþýnda alýnan bir karar gereði Sincan-Uygur Özerk Bölgesi'nde, üç kiþinin bir araya gelmesi bile, suç ve tutuklama sebebi görülüyor.


Ekonomik anlamda yapýlan baskýlar ise sorunun diðer bir yüzü. 1984 yýlýndan bu yana sert bir þekilde uygulanan Doðu Türkistan’ýn ve Uygur Türklerinin fakirleþtirilmesi politikasý çerçevesinde, 2002 yýlýnda Çin kökenlilere verilen ticari kredi faizleri düþürülerek formaliteler azaltýlýrken, Uygurlara tam tersi uygulamalar yürürlüðe konuldu. Çinli köylülere verilmekte olan zirai krediler ise Uygur köylülerine verilmiyor. ticari kredilerde yaratýlan zorluklar, piyasada Uygur esnafý sayýsýnýn artmasýný engelliyor ve piyasalarýn Çinli tüccarlarýn kontrolüne girmesine neden oluyor. Yaklaþýk 10 yýldan bu yana serbest pazar ekonomisini hakim kýlmaya çalýþan Çin yönetimi, Uygur kitlesinin Doðu Türkistan'daki zengin yeraltý kaynaklarýnýn bulunduðu bölgelere yatýrým yapacak düzeyde sermaye sahibi olmasýný, menfi yasal uygulamalarla engellemeye çalýþýyor.


Ancak ne yazýk ki; raporlarla da belgelenmiþ ve sadece ufak diyebileceðimiz bir bölümü dile getirilmiþ bu utanç tablosu, insan haklarý konusunda sözde hassas ve duyarlý milletleri fazla etkilemiþ görünmüyor. Konu Türkiye olunca, en ufak bir konuyu, ustaca insan haklarý platformuna taþýyanlarýn, þimdi neden sustuklarýný anlamak oldukça güç!


Ýnsanlarýn yok edilmesi ve sindirilmesi amacýndaki her eylemin terör olduðunu kabul edersek, Çin Hükümetinin uygulamalarýnýn da, “Türk varlýðýný Doðu Türkistan’dan silmeye yönelik terör” olduðu açýktýr. Terörün tüm dünyayý etkilediði ve istisnasýz her devletin karþý olduðu gerçeðinden yola çýkarsak, Doðu Türkistan’da yaþayan 35 milyon Türk'ün, 50 yýlý aþkýn bir süreden beri Çin’in uyguladýðý devlet terörüne kayýtsýz kalýnmasý, teröre bir anlamda destek vermek deðil midir?


Çin Hükümeti iyi bilmelidir ki; Türkiye, hangi ülkede yaþarsa yaþasýn, soydaþlarýnýn yaþadýklarý ülkeyi bölmeye yönelik hareketler içinde yer almasýna asla izin vermez. Her ülkeye olduðu gibi, Çin’in de egemenliðine ve toprak bütünlüðüne saygýlýdýr. Ancak soydaþlarýmýza “ayrýlýkçý unsur” kimliði verilerek, bir anlamda eziyet edilmesi kabul edilebilir bir tutum deðildir. Zira soydaþlarýmýz, sadýk birer vatandaþ olarak yaþadýklarý ülkelerle, Türkiye arasýnda kurulan iliþkilerde , “dostluk köprüsü olma” misyonuna sahiptirler ve sadece diðer vatandaþlarla eþit muamele görmek arzusundadýrlar. Dolayýsýyla yönetimlerin kaygýlanmalarýna gerek yoktur.


Doðu Türkistan'daki insan haklarý ihlallerine tüm dünya ülkelerinin, özellikle de dünyanýn çeþitli yerlerinde yaþayan Türk soydaþlarýmýzýn “yüksek sesle” dur demelerini yürekten diliyoruz!
http://www.diplomatikgozlem.com/haber_oku.asp?id=1347