PDA

View Full Version : Karen Fogg E-maillerini Ortaya Çýkaran Hacker ile Konuþtuk



qwedasqweeqw
15-10-04, 18:25
Karen Fogg E-maillerini Ortaya Çýkaran Hacker ile Konuþtuk

Olayý hafýzalarda hala canlý. Ýþçi Partisi genel baþkaný Doðu Perinçek, 7 Þubat 2002 günü düzenlediði basýn toplantýsýnda, Madam Fogg’un e-postalarýný ele geçirdiklerini açýkladý. Peþpeþe düzenlediði toplantýlarda ortaya çýkan tablo þuydu: Madam Fogg, ele geçirilen yedi bin küsur e-postanýn muhteviyatýndan anlaþýldýðýna göre, temsilcilik görevinin hudutlarýný çok aþmýþ; Türkiye’de fiilen bir beþinci kol hareketi örgütlemeye giriþmiþ; bu baðlamda gazeteciler, akademisyenler, sivil toplum örgütleri ve kimi bürokratlarla bir ‘þebeke’ teþkil etmiþ. Büyük bütçelerle oluþturulan gruplar Brüksel’e baðlanmýþlar.


Tayfun Salcý

Madam Fogg ülkeyi terk etmeye mecbur kaldý.

E-postalarýn muhteviyatý bir yana, kim tarafýndan ve nasýl ele geçirildiði de tartýþýlan konular arasýndaydý. Rivayet muhtelifti. Mit, Jitem, Emniyet, Ordu veya genel olarak ‘derin devlet’ diyenler çoðunluktaydý. Dile getirilen bir diðer ihtimale göre, bu iþin arkasýnda AB içinde Türkiye’nin üyeliðini istemeyenler bulunuyordu. Üçüncü ihtimal ise bunun bir bilgisayar korsanlýðý (hacking) olayý olduðuydu. ‘Perinçek’in Teknik Ekibi’ diye dalgasýný geçenler de vardý bu ihtimalle.

Karen Fogg’un e-postalarýný ele geçiren ve Ýþçi Partisine ileten bilgisayar korsanýyla, Ahmet Mehmet’le konuþtuk.

Kendinizi bir ‘hacker’ olarak tanýmlar mýsýnýz?

Fiilen öyleyim aslýnda. Ama, bir ‘hacker’ýn teorik müktesebatýna sahip olduðumu söyleyemem. Bilgisayar konusundaki bilgim, sýradan kullanýcýnýn üzerinde...

Karen Fogg’un bilgisayarýna girip yazýþmalarýný ele geçirdiniz ve bunu , ‘uzman’lýðýnýz olmadan yaptýðýnýzý söylüyorsunuz? Nasýl oluyor bu?

Ýki imkanýmý deðerlendirdim, diyebilirim. Birincisi ‘cüret’. Bu çeþit bir iþ her þeyden evvel cüret gerektiriyor. Ýkincisi ise bir iki ecnebi lisandan anlamak. Böylece hem internette bilgisayar güvenliðiyle ilgili geliþmeleri ve dökümanlarý takip edebiliyordum, hem de nüfuz ettiðim sistemde karþýma çýkan birkaç dilde yazýlmýþ evrakýn manasýný sökebiliyordum.

Ýnternette sörf yaparak ve biraz yabancý dil bilerek, insan bir Büyükelçiliðin bilgisayar sistemine sýzabiliyor mu?

Haklýsýnýz. Biraz tuhaf. Belki þu sizi tatmin eder. Türkiye’deki Avrupa Temsilciliðinin bilgisayar sistemi çok özel koruma duvarlarý arkasýnda deðildi. Niye böyleydi derseniz; sadece aptallýktan deðil, derim. Asýl neden pervasýzlýktý bana göre. Temel bir tutum bu onlar için. Türkiye’de pek pervasýzlar. Aptallýk bunun bir sonucu.

Karen Fogg Bu yüzden Gitti
• Karen Fogg. Avrupa Komisyonu Türkiye Temsilcisi. Büyükelçi. Fogg, elektronik haberleþmesinin basýnda ifþa edilmesiyle tam bir bela olarak görülmeye baþlandý. .

Çok kolaydý yani?

Tam öyle deðil. Ýþin çocuk oyuncaðý veya zahmetsiz olduðu anlamýna gelmez bu. Bilakis. Ama þu da doðru: Evet, internette sörf yaparak ve biraz yabancý dil, tercihen Ýngilizce bilerek bu iþleri kývýrabilirsiniz. Çünkü internet bir çöplük ama karýþtýrýnca çok iyi þeyler de çýkabiliyor. Bu, modern çöplüklerin genel bir özelliði deðil mi zaten?

Ýnternet, çöplük...?

Burada bir farklýlýk var tabii, hak da yemeyelim. Ýnternet bir paylaþým ortamý. Kuvvetli bir otoriteden de þimdilik azade. Þimdilik, diyorum, çünkü bunun çaresine bakmayý düþünüyorlar muhakkak ki. Benim Karen Fogg hadisesinde kullandýðým kodu –hatýrladýðým kadarýyla- bir Çinli yazmýþtý, mesela. Çinli bunu “C” programlama dilinde yazdýðý için ben onu kullanmadým da, PC’mde daha kolay çalýþtýrdýðým “Perl” versiyonunu kullandým. Bunu C’den Perl’e çeviren de bir Ýranlýydý! Görüyorsunuz, bunlar muhalif ülkelerin vatandaþlarý hep. Ýnternet böyle bir yer iþte.



Evet, güzel bir dayanýþma örneði gibi görünüyor. Ama Karen Fogg’a dönersek...? Nasýl baþladý bu iþ?



2001 yazý baþýydý. Bir Nadire Mater olayý patlak vermiþti, hatýrlayacaksýnýz. Bu haným AB fonlarýndan desteklenen bir kitap yayýmlamýþtý. Mehmedin Kitabý, diye. Türk ordusuna hakaretler yaðdýran, bir küfür kitabýydý. Ben de kendimi milliyetçi olarak tanýmlarým. Ne demek milliyetçi? Bunun ilkin bir hissiyat olduðunu söyleyeyim. Fikri çerçevesi de, bu çerçeveyi doldurduðunuz ayrýntýlar da baþka baþka olabildiði için, tafsilata girmeyeyim.

AB temsilciliðiyle derdim böyle baþladý. Bardaðý taþýran damla bu oldu yahut. Ýlkin basit bir protesto mesajý yerleþtirmek üzere internet sitelerine yöneldim. Bilenler bilir, sistemi incelerken siteyi kendi makinelerinde çalýþtýrdýklarýný ve bütün aðlarýnýn da internete açýk olduðunu gördüm. Gerisi çorap söküðü gibi geldi.



Bilgisayar sistemine girdiniz. Sonra ne oldu? Ne buldunuz?

Doðrusu bu konudaki ayrýntýlarý hatýrlamam zor. Ýki sene geçti üzerinden. Þu kadarýný söyleyeyim: Açýk rastladýðým her bilgisayar kontrolüm altýndaydý. Karen Fogg’unki baþta. Basitleþtirerek anlatayým: Ortak bir kullanýlan makine vardý. Herkese ait bir klasör bulunuyordu. Ýlk girdiðim de bu müþterek makine olmuþtu. Burada yedek dosyalarýný muhafaza ediyorlardý. Çok iþe yaradý gerçekten. Bu makineyi ele geçirince, diðer bütün makinelerin de kapýsý açýldý. Sistemdeki en yetkili makine buydu çünkü. Bu makineye ‘sistem’ (bilgisayardaki en yetkili merci denebilir buna) ayrýcalýklarýyla girince bütün diðer makinelerin hakimi oldum. Artýk istediðim her türlü yazýlýmý yüklemeye, belli bir takvime göre etkinleþtirmeye imkaným vardý.



Karen Fogg’unki en önemlisiydi herhalde?



Evet. Onu günü gününe takip edebiliyordum. Pek çok þey buldum:raporlar, bilgi notlarý, iç yazýþmalar. En ilginci de aslýnda bilgi iþlem sorumlusunun makinesinden çýktý. Bütün sistemin mimarisi ve kullanýcý adý ile þifre listeleri! Çok gülmüþtüm... Bilgisayarlarda muhafaza edilen her türlü evraka ulaþtým. Fogg’un duygu yüklü bazý mektuplarý dahil!



Ve tabii e-postalar?

Aslýnda e-postalara hemen nüfuz edemedim. Çok büyük dosya hacimleri söz konusuydu. Yüzlerce megabyatlýk dosyalar! Dbx uzantýlý dosyalar. Bunlarý indirmem gerekiyordu ama benim gibi telefon hattýyla internete baðlanan birisi için imkansýz gibi bir þeydi bu! PC’im de fi tarihinden kalmýþ bir aletti ya, neyse.



Yani öyle teknoloji harikalarý kullanarak yapmadýnýz bunlarý?

Yok caným, nerde..? Komiktir, iþin en civcivli zamanýnda monitörüm bozuluverdi. Yeni bir monitör alacak para bile yok. Haftalarca internet kafelerden yürüttüm iþi. Neyse. Bunlar acýklý tarafý iþin... Bu büyük dosyalarý indirmek için baþka yollar bulmak gerekti. Detayýna girmeden söyleyeyim. Geniþ bant internet baðlantýsý bularak indirdim bu dosyalarý. Tersi olamazdý çünkü. Daha ufak dosyalarý indirmek bile bütün bir gece sürebiliyordu... Elçilik e-posta sunucusunu da kendi aðýnda tutuyordu. Dolayýsýyla, bütün çalýþanlarýn e-postalarýný arþivlemem dahi olanaklýydý. Tek tek uðraþmaya gerek kalmadan yani. Bir kýsmýný aldým da ama tamamýna imkan bulamadým.



Bütün iþ ne kadar sürdü. Sanki haftalarca uðraþmýþsýnýz gibi anlatýyorsunuz?



Üstüne bastýnýz. Tam olarak ben bile hatýrlamýyorum ama 6-7 ay sürdü bu. Ýlginç aylardý ama. O arada Fazilet Partisi kapatýldý, Ýlerleme Raporu yayýmlandý, 11 Eylül geldi geçti.. Bütün bunlarýn oradaki akislerini takip edebiliyordum. 11 Eylül en ilginciydi...



Nasýl yani?

Ýlk þoku atlattýktan sonra Karen Fogg da 11 eylül þakalarýna kaptýrmýþtý kendisini. Daha ikinci veya üçüncü gündü, o bildik e-posta esprileri gelmeye baþladý ona da. Dün gibi aklýmda olan bir tane var. Hani New York’un ortasýna Aya Sofya’yý yerleþtiren bir resim vardý... Avrupalýlar eðleniyorlardý doðrusu.



E-postalarý ve diðer evraklarý ele geçirdiniz. Bir yandan da okuyordunuz...

Yo, doðruyu söylemek gerekirse her þeyi okuma imkaným yoktu. Zamaným yoktu bir defa. Baþka meþgalelerim de vardý haliyle. Bir de zaten bütün bunlarý elde etmek için harcadýðým zaman çok fazlaydý. Elemek zorundaydým okurken. Hýzla ve kabasýndan okuyordum.. Bazý þeylerin vahametini görmeye yetecek bir dikkatle ayný zamanda...



Mesela?

Mesela bir Volkan Vural olayý vardý. Bu, basýna tam yansýmayan bir husustu... Neden böyle kaldý, bilemiyorum... Belki Aydýnlýk yayýmlamýþtýr bunla ilgili bir þeyler.. Ama birkaç sayýsýný alabilmiþtim sadece.. Neyse, olay þu. Ulusal Program denen vaat listesi hazýrlanýrken Vural ile Fogg sýký diyalog halindeler. Malum, Vural AB’ye uyum iþlerine bakan tepe bürokratýmýzdý o zaman. Fogg, kimi siyasi vaatlerin programda açýk bir biçimde yer bulmamasýndan þikayet ediyor Vural’a. Vural’ýn verdiði yanýt dehþete düþürdü beni: Merak etmeyin, diyordu, ben onlarý satýr aralarýna yerleþtirdim.. Bizim siyasetçiler (hükümeti kastediyor tabii ki) böyle belgeleri dikkatli okumazlar, bunlarý görmeyip imzayý atacaklardýr! Bir diðeri ise 2002 ilerleme raporu meselesiydi. Volkan Vural, rapor ilan edilmeden evvel almak ve basýna sunulmadan önce biraz makyajlamak istiyordu. Karen Fogg’u memnun eden bir talep tabii. Mealen, aklýmda kaldýðý kadarýyla aktarýyorum tabii ama dehþet verici deðil mi? Devletin en üst düzeyinde bulunan bir diplomatýmýz, bir ecnebi meslektaþýna neler söylüyor! Kim kimin için çalýþýyor belli deðil. Takip etmedim ama sanýyorum Volkan Vural’ýn yeri artýk o kadar saðlam deðil. Nerde? Siz biliyor musunuz?



Bu niye gündeme gelmedi dersiniz?

Kim bilir? Belki de ben okuduklarýmý yanlýþ tefsir ediyorumdur. Sonuçta diplomat filan deðilim.



Baþka?

Bir baþka örnek daha verebilirim... AB elemanlarý DPT’yle görüþmeler yürütüyorlar. Proje bazýnda fon verecekler. Malum, DPT o dönemde MHP’ye baðlý. Elçiliðin iç yazýþmasýnda þunlar söyleniyordu: Destek verdiðimiz projelerin Güneydoðuda ve Van gibi doðu Anadolu þehirlerinde yoðunlaþmasý MHP’yi kuþkulandýrýyor, orta Anadolu’da birkaç projeyi destekler görünmek lehimize olur!



Peki bunlar Ýþçi Partisinin, Doðu Perinçek’in eline nasýl geçti?

Ben verdim. Ama ilk tercihim deðildi aslýnda. Dedim ya, kendimi milliyetçi olarak tanýmlarým. Her vatansever gibi memleketin içinden geçtiði durumdan bunalmýþ durumdaydým. Hala da öyle ya, neyse. Perinçek ilk tercihim deðildi ama ona verdiðime piþman da deðilim. Saðolsun, gayet güzel kullandý bunlarý.



Ýlk tercih kimdi o zaman?

Polise, milli istihbarata, hatta genel kurmaya vermek geçti içimden. Ama bunu nasýl yapabileceðimi bilmiyordum. Nasýl karþýlanacaktý? Kaldý ki bunlar içinde en çok güvendiðim de askerdi. Polis de, MÝT de siyasetin daha fazla kontrolü gibi gelmiþtir bana. Bu iþleri bildiðimden deðil tabii, sadece hissiyat bu. Siyaset düþmaný da deðilimdir, yanlýþ anlaþýlmasýn ama halimiz de ortada deðil mi? Hele o günlerde bu kurum da Mesut Yýlmaz’ýn ANAP’ýna baðlý durumda. Malum, Mesut Yýlmaz Avrupa Birliði davasýnýn önde giden bir heveskarý, neferi konumda. Adýnýn karýþmadýðý yolsuzluk, uðursuzluk da kalmamýþ biri. Kiþisel olarak da hiç hazzetmediðim bir adam sonra. ANAP zaten baþýmýza bütün bu Küresel çoraplarý ören odak olmuþ. Askere ise nasýl ulaþabilirim, hiçbir fikrim yok. Basýn yayýn organlarýna verilebilir ama onun da riski büyük... Ama ‘tarihi’ bir fýrsat var elimde. Kaçýrmamam lazým. Kim kullanabilir bütün bu belgeleri diye düþünmeye baþladým...



Ve?

Ve Büyük Birlik Partisi geldi aklýma. Muhsin Yazýcýoðlu þahsen bana itimat telkin eden biridir. Ne kadar basit düþünüyorum, deðil mi? Bir e-posta yollayýp durumu izah ettim. Birkaç örnek de yolladým. Genel Baþkan yardýmcýlarýndan birinden cevap geldi. Adýný tam hatýrlamýyorum ama Bilgehan veya Kutluhan gibi bir þeydi. Ýlgisini çekmiþti yolladýklarým. Bana kim olduðumu soruyordu. Siz bir hacker mýsýnýz? Diyordu. Doðrusu, buna bir anlam veremedim. Durumu kabaca izah eden bir e-posta daha attým. Bu defa daha büyük bir dosyayý nasýl alacaklarýný da tarif ettim.



Nasýl yani, onlar mý alacak dosyayý?

Evet. O günlerde dosyalarý hazýrlayýp AB temsilciliðinin internet sitesine yerleþtiriyordum. Böylece dikkat çekmeden alýnabiliyorlardý. Ayrýca, kapalý olma ihtimali yok denece kadar az olan makine oydu. BBP’den bir daha haber alamadým. Doðrusu hayal kýrýklýðýna uðramýþtým.



Neden ilgilenmediler dersiniz?

Kimbilir. Belki onu da siz sorarsýnýz kendilerine. Ben de merak ediyorum çünkü...



Sonra?

Sonra MHP’yi denedim. MHP içinde genel baþkana kadar ulaþabilecek bir baðlantýyla önce basýlý bazý evraký ilettim. Ardýndan bir CD halinde e-postalar gitti. Hiçbir cevap alamadým oradan da...



Bu arada takibi sürdürüyordunuz ama?

Günü gününe takip ediyordum Karen Fogg’u. Malzeme biriktikçe birikiyordu elimde. E-postalarýn sayýsý 7-8 bine ulaþmýþtý.



Hiç kuþkulanmadýlar mý dersiniz?

Çok pervasýzdýlar bence. Ama komik þeyler de olmuyor deðildi hani. Dosyalarýn hacmi gitgide büyüdüðünden, indirmek zor oluyordu. Fogg’un makinesindeki e-postalarý silmek zorunda kaldým. Riskliydi tabii. Uyanabilirlerdi. Kadýn þoke oldu. Yazýþmalardan gördüðüm kadarýyla bilgi iþlemci de þaþýrmýþtý. Microsoft Türkiye’yi aramýþlar. Onlar da, olur böyle aksilikler dert etmeyin mealinde bir þeyler demiþ!







Peki Perinçek’e nasýl ulaþtýnýz?

Perinçek son bir teþebbüs olacaktý. Ümidim iyice kýrýlmýþtý doðrusu. Elimdekilerin kýymetsizliðine hükmetmek üzereydim. Doðu bey hakkýnda benim de birçok kuþkum vardý doðrusu. Benim de diyorum, çünkü bilirsiniz Perinçek’in seveni azdýr... Haksýz da deðiller belki. Çok tutarlý bir çizgisi yok sonuçta. Ama insanlarýn deðiþebileceðine inanmak lazým. Kaldý ki, bütünüyle kuþkusuz kim var ki! Hem sonra, güvendiklerimden bir cevap bile alamamýþým. Perinçek’i de takip ediyorum bir müddettir. Bir de Hasan Yalçýn var tabii, rahmetli. 11 eylül sonrasý performanslarý harika. Samimi veya deðil, onu kimse bilemez. Neyse, Perinçek’e birkaç örnek yolladým. Hemen cevap geldi. Çok önemli þeyler var elinizde, bunlarýn devamý var mý, diye bizzat yazdý. Tamam dedim, iþte aradýðým adam!



Sonra?

Sonra birkaç örnek daha yolladým e-postayla. Devamýný vermeyi de vaat ettim. Bir CD’ye kayýt yapmanýn yollarýný arýyorum. Bu da kolay bir iþ deðil çünkü. Bahçeliye yollarken göbeðim çatlamýþ zaten. Ben bunlarý düþünüp dururken, 7 Þubat günü ne göreyim: Doðu Perinçek basýn toplantýsý yapýyor! Doðrusu bu defa biraz korktum.



Niye korktunuz?

Çünkü Elçiliðin makinelerinde henüz temizlik yapmamýþým. Ýzlerimi bütünüyle yok etmem lazým. Bu bir. Ýkincisi daha da önemli belki. Elçilik bir süredir hazýrlýk yapýyor. Brüksel’e doðrudan baðlanacaklar. Benim de bu konuda umutlarým ve korkularým var. Korkum, sistemi baþtan aþaðý elden geçirip durumu fark etmeleri. Umudumsa, sisteme dokunmadan Brüksel’e baðlanmalarý. Çünkü bu Brüksel’e de sýzma imkaný demek! Basýn toplantýsý her þeyi bitirdi tabii.. Hýzlý bir biçimde ne kadar olabilirse o kadar temizlik yapmakla kaldým.



Bu arada fýrsat kaçtý yani?

Bir bakýma. Ama bundan emin olmak mümkün deðildir.



E-postalarýn devamýný nasýl verdiniz?

Yazýþmalarý e-postayla yapýyordum. Ahmet Mehmet takma adýyla yürüdü bunlar. Biliyorsunuz, Doðu bey ‘Karen Fogg’un e-postallarý’ kitabýnýn önsözünde bana bu adla teþekkür eder. BBP’ye de benzer bir isimle ama baþka bir adresten yazmýþtým. E-postalrýn devamýný ÝP’nin Kadýköy Þubesine, o günlerin yöneticisi Hasan Karanlýk’a verdim. Onu da tanýmam. Ýnternetten yaptýðým bir tercihti bu. Adresi aldým, yetkilinin ismini öðrendim filan... Jet hýzýyla verdim çýktým. Durum komikti biraz.



Sonra?

Sonrasýnda ben de herkes gibi seyirciydim. Tarihe dokunmuþtum. Þimdi merakla bekliyordum: kýmýldayacak mý bakalým diye.


-----------------------------------------



“Necip Hablemitoðluna da bir belge yolladým”
“Tam zamanýný hatýrlamam þimdi mümkün deðil, elimdeki evraka bakmam lazým ama, bir tartýþma vardý gündemde. Alman Vakýflarý meselesi. Rahmetli Necip Hablemitoðlu birkaç hafta üst üste Ceviz Kabuðuna çýkmýþ ve ifþaatta bulunmuþtu. Fogg’un yazýþmalarý içinde Necip Beyin iþine yarayacak bir mektuplaþma da vardý. Kendisine yolladým. Çok heyecanlandý. Ýçten bir teþekkürle mukabele etti. Onunla da böylece fazla derinleþemeyecek olan bir münasebet baþlamýþ oldu. Rahmetliden dört beþ e-posta daha alacaktým ancak. Son kitabý “Köstebeði” gönderdikleri arasýnda ben de vardým. E-postayla yollamýþtý.

Hablemitoðlu’na gönderdiðim belge Metin Münir ile Karen Fogg arasýndaki bir yazýþmaydý. Metin Münir Hablemitoðlu’nun kitabýný okumuþ, baþtan aþaðý saçma bulmuþ tabii. Fogg’a diyor ki, gördün mü kitabý, fikrin ne? Hablemitoðlu, bir Avrupa Birliði parlamentosu belgesine dayandýrýyor her þeyi ama böyle bir belgenin mevcut olduðuna ihtimal verilemez herhalde, deðil mi? Fogg’un cevabý ilginçti, Necip beyin ilgisini çekeceðini düþündüðüm de oydu zaten. Fogg diyordu ki, adam haklý, dediði gibi bir belge var. Avrupa parlamentosunun bu kararýný içeren belgeyi bulunca sana da yollayayým. Ayrýca, diyor, Alman Yeþillerinin Türkiyedeki bu faaliyetleriyle ilgili söylentiler benim de kulaðýma geldi. Altýn meselesini kullanýp burada zemin kazanmaya çalýþýyorlar. Fogg, birkaç gün sonra o belgeyi de yolladý gerçekten. Ben de hepsini Hablemitoðlu’na ilettim tabii.”



“Tarihe Dokundum”

“Tarihe dokunmak diyorum, bunun benim için bir anlamý var. Ýngiliz filozfou Bertrand Russell’ý bilirsiniz belki... Kendisi Ýngiliz hükümetlerinde belirleyici olmuþ ailelerden birine mensup bir aristokrattý. Ya babasý yahut dedesi baþbakanlýk da yapmýþtý galiba. O anlatýr. Tarihi yapan insanlarýn arasýnda büyüdüðü için, hep onu deðiþtirebileceði hissiyle yaþamýþ. Tarihin akýþýnýn deðiþtirilemezliði fikrine yabancý kalmýþ. Tarih dýþýmda deðildi, diyor, onu deðiþtirmek günlük þeyler arasýnda gibiydi. Bizim ne kadar uzaðýmýzda bir hissiyat, deðil mi? Biz, sýradan insanlarýn. Bunu kabullenmek zor geliyordu bana... Neyse, uzatmayayým, iþte tarihi deðiþtirme deðilse bile ona dokunma fýrsatý elimdeydi. Nedir tarih? Bugün için söylersek, gazete manþetleri deðil mi? Hiç olmazsa bir yönüyle, deðil mi? Ýþte, adým saným yoktu ama yaptýðým bir þey gazete manþetlerine taþýnmýþtý... Yaptýðým þey etrafýnda saflar tutulmuþtu... Türkiye’nin istikametiyle ilgili bir tartýþmanýn -bir müddet için de olsa- odaðý olmuþtu... Ben de seyrediyordum...”



“Devlet kim?”

“Derin devlet mi? Deriniyle yüzeyiyle devlet biziz, baþkasý deðil ki! Batý liberalliðinin pompaladýðý sivil-devlet, vatandaþ-devlet çatýþmasýna bizim karnýmýz tok olmalýdýr. Devlet, örgütlenmiþ millettir. Öyle olmak zorundadýr. Öyle deðilse eðer, iþgal altýndayýz demektir. Millet, devlet üzerindeki sahiplik iddiasýndan vazgeçemez, vazgeçmemelidir. Araya mesafe sokulmasýna izin vermemelidir. Devlet adamýyla aramdaki fark bir rol daðýlýmýndan ibaret olmalýdýr. Ayný gaye için çalýþmak zorundayýz. Demokratik göreciliðin/izafiyetçiliðin içerdiði nihilizm, deðerlerin deðersizleþtirilmesi yani, sadece ve sadece dünya sisteminin efendilerine yarayan bir çözülme yaratýyor. Bunu ben AB temsilciliðinin faaliyetlerinde somut biçimde gördüðüm kanýsýndayým . Karen Fogg sivil toplum mühendisliðinde uzmanlaþmýþ. Genel bir strateji bu Batý için. Sivil toplum adý altýnda örgütlenir görünürken, daðýlýyorsunuz aslýnda. Bu bir çözme harekatý. Milli bütünlüðü sarsýyorlar. Sonra da karþýnýza geçip, siz zaten suni bir bütündünüz diyorlar, diyecekler de.”




link; http://www.netpano.com/121203karenfogg.html

panturk
17-10-04, 06:19
eee naapalim yaani gonshdunussa olelimmi :((