PDA

View Full Version : Benim Türkçülüðm ve Þeriatçýlýðým



Qarahan
25-12-04, 15:14
Benim Türkçülüðüm Ve Þeriatçýlýðým

--------------------------------------------------------------------------------

• Dirlik •

--------------------------------------------------------------------------------

Makale Yazarý: Muhammet Salih Tarih, Gün ve Saat : 17. Aralýk 2004 00:08:37:



Ben, Türkistanlý bir Türküm. Türkistan’ýn manasý Türklerin yaþadýðý ülke demektir. Ruslar bu ülkeyi iþgal ettikten sonra onun adýný deðiþtirdiler; onu beþ parçaya ayýrýp beþ isim verdiler. Bu günkü Orta Asya Cumhuriyetleri o Ruslarýn verdiði isimleri taþýyor. Bunlardan biri de Özbekistan’dýr; ben o bölgeden geldim. Yani bugünkü deyimle ben, “Özbek Türkü” oluyorum. Amma, Türklüðünden hiçbir zaman utanç duymamýþ bir Türk! Türklüðüne hep þükretmiþ Türk. Fakat hiç bir zaman Türklüðünden onur duymamýþ bir Türk!

Size bu üç duygudan: UTANÇ, ÞÜKÜR ve ONUR’dan neyi kastediyorum, onu anlatmak isterim: Batý Türkistan halký 135 yýl Rus esaretinde kaldý. Bu 135 yýlýn 30 yýlý kah alevlenip, kah sönen baðýmsýzlýk savaþlarýyla geçti. Baþkaldýrýlar, ayaklanmalar daima kanlý bastýrýldý. Fakat Ruslar bu süreçte bir saniye bile rahat uyuyamadý! Türkistanlýlar 135 yýl yoðun biçimde kültürel ve etnik asimilasyona tabi tutuldu, fertler mangutlaþtýrýlmaya çalýþýldý, Rus dilini bilmeyenler çalýþma hakkýndan mahrum kýlýndý, Türkçe konuþan yobaz, Rusça'yý aksanlý konuþan cahil sayýldý; ama Türkistan Türkleri ne konuþtuðu Türkçe’den, ne örf ve adetlerinden ve ne de köklü kültürlerinden vazgeçtiler. En önemlisi Rusça'yý aksanlý konuþmaða devam ettiler, bundan da hiç utanç duymadýlar. Bir avuç mangut hariç, yobaz deseler de cahil deseler de Rusça'yý aksanlý konuþmaktan vazgeçmedi, daha doðrusu, Türklüðünden asla utanç duymadý bu inatçý kavim.

Bendeniz o kavimden geliyorum!

Yukarýda “UTANÇ DUYMAMAK” derken, iþte bunu kastetmiþtim.

Bizi o utançla malul etmediði için Allah'a þükrediyorum.

Bu þükran duygusu, Milletimin son iki bin yýllýk tarihine baktýðýmda daha da artýyor.

O tarih sayfalarýnda “-Biz aptal Türkleri güzel sözlerle aldattýk!” diye yazabiliyor, “-Onlarý birbirine düþürdük!”, “-Türkleri sýrtlarýndan vurduk!” diye de yazabiliyorlar; fakat hiçbir müverrih

“-Türkler bizi sattý” , “-Türkler kalleþlik yaptý”, “-Türkler sözünü tutmadý”

“-Türkler imansýz kabile” diye yazamamýþtýr.

Ýþte beni bu þerefli kavme mensup yarattýðý için Allah’ýma þükrediyorum.

Yukarýda, sözlerimin baþýnda “Þükür” duygusuna iþaret ederken bunu kastetmiþtim.

ONUR’a gelince; ben Türklüðümden onur duymuyorum; çünkü Türklük benim eserim deðil; beni ve bütün Türkleri yaratan Allahu Tealadýr. Onun yarattýðý mahlukatla onur duymaða hakkýmýz yoktur! Þayet bir Rus ya da bir Anglosakson veya bir Habeþ kendi soylarýndan onur duyuyorlarsa bu onlarýn problemi; onlara karþý benim silahým karþýt onur deðil yine o Türkçe dilim olacaktýr; bun-dan fazlasýný onlara reva görmem.

Benim seçtiðim Türkçülüðün sýnýrlarý budur. Benim aldýðým terbiye budur.

Evet, Türkler yabancýya önyargýsýz ve hoþgörüyle yaklaþabilen, kendinden olmayaný hor görmeyen, evine gelen konuða kilerinde ne varsa tamamýný sofrasýna koyabilen nadir milletlerden biridir. Bundan onur duymuyorum, þükrediyorum sadece…

Ben kendi nefsini tanýmaða çalýþan, ama henüz tanýyamayan bir kardeþinizim. Bu dediklerimi kendi nefsini tanýmaða çalýþan her Türk anlar. Þayet kendi nefsimizi tanýrsak bu, mucizeler asrý olacak, 21. asrýn eþiðinde onun teknolojik cazibesine tutsak düþmekten bizi kurtarabilir.

Ayný zamanda bu anlayýþ, ýrkçýlýða sapmadan milli deðerlerimizi, mutaassýplýða bürünmeden dini mukaddesatýmýzý korumak gibi kolay olmayan bir iþin üstesinden gelmemize de yardýmcý olabilir.

Demek istediðim, Ýnsanlýk 21. Asrý teknolojik asýrdan ziyade “YÜKSEK AHLAK ASRI” yapma niyetiyle o eþiðe yaklaþsa çok daha iyi olurdu.

Siyasetin temelinde de önce ahlak, her þeyden önce ahlak yatmalýdýr; demek istiyorum.

Zamanýn siyasetçileri kendi iflaslarýnýn sebebini her alanda ararlar da ahlak sahasýna göz atmazlar! Çünkü ahlaksýzlýðý siyasi hayata zarar verebilecek güçte bir nesne olarak görmüyorlar, tanýmýyorlar; dolayýsýyla ahlaksýzlýk siyasette “kabul edilemez” deðil, aksine olaðan bir hadise gibi algýlanýyor. Bu yaklaþým, ne yazýk ki, Batý gibi Doðuda da, seküler devletler gibi teokratik rejim-lerin siyasetinde de kabul görmüþ bulunuyor.

Aslýnda biraz derine indiðimizde, devletlerin inkýrazý ve toplumlarýn çöküþlerine esas sebebin GENEL AHLAKSIZLIK olduðunu görüyoruz. Muayyen bir devlet’in inkýraz ya da yok oluþ nedenlerini tarihçiler ve içtimaiyatçýlar, her ne kadar “içtimai, iktisadi ve siyasi tesirler” olarak sýralasalar da bu etkenlerin köklerini TOPLUMSAL AHLAKSIZLIÐA dayandýðýný görmüyorlar veya görmezlikten geliyorlar. Devletleri kemirerek yok eden, onlarýn acýmasýz küþendesi olan “zulüm” ve “adaletsizlik”, “yoksulluk ve rüþvet” hepsi AHLAKSIZLIK’tan kaynaklanan sonuçlardýr.

Roma’yý ateþe veren Neron’dan bugün Orta Asya'yý sefalet ve iç savaþa sürüklemekte olan komünist diktatörlere kadar hepsi AHLAKSIZ’lýðýn ürünleridir. Bunun tersine, tarihte Türklerin idare-sindeki devletlerin dünyaya refah ve huzur yaðdýran dönemlerine bakýp, bu devletlerde siyasi otorite ve onun yönettiði topulumun, yüksek ahlaki ölçülere taassup derecesinde baðlý olduklarýný müþahede ediyoruz.

Bu örnekler, bu tarihi dersler gözümüzün önünde dururken, bizim siyasi sistem ve devlet modelleri kavþaðýnda þaþkýn þaþkýn yol seçmek gibi bir derdimiz olmamasý gerekirdi. Elbetteki, bizim kurmayý arzu ettiðimiz Devlet, bir hukuk devleti, demokratik devlettir. Ama onun temeline ahlaki deðerler konulmazsa demokrasi anarþi’ye, hukuk da safsataya dönüþür. Tarihte bu tip kargaþalardan örnekler çoktur.

Bugün Türk Dünyasý, yüksek ahlak sahibi siyasetçilere ve ahlaklý siyasete çok, pek çok muhtaçtýr. Bu ihtiyacý gidermek maddi ve iktisadi ihtiyaçlara çare bulmaktan çok daha önemlidir. Bu ihtiyaçlar giderildikten sonra ancak “Türk Birliði” gibi kavramlar ciddi þekilde tartýþýlabilir.

Oysa, kendi halkýna zulüm yapan bir ’’Özbekbaþý ’’yada ’’Türkmenbaþý ’’çýkýp, ’’buyurun, gelin, Türkistan tüm Türklerin evi !’’derse, buna kimse inanmaz. Ya da boðazýna kadar yolsuzluk ve rüþvete batan baþka bir lider çýkýp, “Adriyatik’ten Çin Setti'ne kadar Türk dünyasý!’’,diye haykýrýrsa, bu da kimseyi etkileyemez. Türk Dünyasý entegrasyonu üzerine bugüne kadar yapýlan konuþmalar beklenen sonucu vermedi, tam tersine, boþuna sarf edilen laflar gayeyi yýprattý. Umum Türk Alfabesi gibi basit organizasyonu beceremeyen sözde Türk liderlerimiz daha ciddi atýlýmlarý idrak etmeðe kabiliyetli olmadýklarýný gösterdiler.

Bundan 10-15 yýl evvel “Esir Türkler’’ diye bir slogan vardý, Amerika’daki Türk dernekleri müstemleke altýnda yaþayan Türklerin haklarýný dile getirmek için New York sokaklarýna dökülüyorlardý, fakat Sovyetler Birliði daðýlýp, oradaki Türkler baðýmsýzlýklarýna kavuþtuktan sonra bu slogan ortadan kayboldu. Oysa esir olan sadece Sovyet Türkleri deðildi, Urumçi’de, Doðu Türkistan’da yaþayan milyonlarca Uygur kardeþlerimiz de esir idiler, Kerkük’te, Kuzey Irak’ta yaþayan Türkmen biraderlerimiz de esir idiler, onlar bugün de esirdirler.

Þayet biz birbirimizi savunacak olsak, bunu herhangi bir süper gücün siyasi konjonktürü gereði deðil, gerçek bir milli þuur içerisinde, ne yaptýðýmýzý bilerek yapmamýz lazým. Ben bu sitem’i bizim siyasi liderlere yöneltmiyorum, onlardan benim umudum yok. Bu sitem’i sivil kuruluþlara, derneklere, onlarýn gönüllü üyelerine yöneltiyorum. Ancak siz bir þey yapabilirsiniz, ancak siz Urumçi’deki, Kerkük’teki Türklere karþý baþlatýlan katliamý durdurabilirsiniz. Tibetliler kendilerine uygulanmakta olan Çin zulmünü dünyaya duyurabildi; siz de Çin yönetiminin Uygur Türklerine, Saddam’ýn Irak Türklerine karþý yaptýklarýný ve yapmaya devam ettiði vahþetleri dünya kamuoyuna anlatabilirsiniz

Ben, Pantürkist deðilim; fakat Türk Kavimleri’nin er ya da geç birleþeceðine inanan bir idealistim. Böyle birlikten dünya zarar görecekse ancak Avrupa Birliðinden gördüðü kadar görür. Þayet fayda görürse bunun, AB ‘nin saðladýðý faydadan daha fazla olacaðýný ümit ediyorum. AB ülkelerinin yerleþtiði alandan on misli büyük alana istikrar gelecektir; emniyet ve refah yerleþecektir. Bunu düþünmek ve arzu etmek ne güzel eylemdir, bilseniz…

Ben bazý Türk gazetelerinin lütfettiði gibi þeriatçý da deðilim. Fakat Allah'a inanýrým Eðer inanmak þeriatçýlýk ise deðil ben Özbeklerin hemen tümü þeriatçýdýr. Onlarý komünistlik rejim, ateist yapamadý, þimdi Kerimof yapmak istiyor. Fakat o da baþaramayacak. Oralarda bir iki kendini bilmez meczup çýkýp “Ben Vahhabiyim” yok “Ben Hizbül Tahrirciyim” diyerek rejimin deðirmenine su taþýdýlar; diktatörün, kendi halindeki dindarlara uyguladýðý zulmün daha da þiddetlenmesine sebep oldular. Fakat Özbekleri ne dini taassup, ne de Kerimoflarýn ateizmi yolundan saptýrýr. Türkistan Türkleri, Müslüman olarak hep orta yolu tuta gelmiþlerdir; onlardan fundamantalist falan çýkaramazlar. Týpký ateist yapamadýklarý gibi…

Demek istediðim, Türkistan’da bizim “Yurtbaþý’larýn” dediði kökten dinciler yoktur. Bizde kökten dinsizler var, onlar da çok küçük azýnlýktýr; toplum için tehlikesiz denilebilir. Yalnýz bazýlarýnýn yönetimde olmasýnýn, son yýllarda, ülkedeki istikrarý zedelemeye baþladýðý da bir gerçektir. Onlar da kökten dinciler gibi kendi fanatizmlerinin esirleridir. Kendilerinden olmayan herkesi düþman görerek onu yok etmeðe çabalýyorlar. Bu gün Özbekistan zindanlarýnda iþkence gören binlerce insan var; onlarýn tek suçu o fanatiklere benzememeleridir. Ben de onlara benzemediðim için vatanýmý terke mecbur oldum; yoksa Batý refahýnýn nimetlerinden behremend olmak için deðil! Hele Türkiye’ye sýðýnarak bu kardeþ ülkeyi sýkýntýya sokmak için hiç deðil...

Bizim Türkiye’den yardým beklediðimiz doðrudur, ama aldýðýmýz hiçbir yardým yoktur; bundan da hiç üzüntü duymamaktayýz. Bizim tek isteðimiz, Türkiye “DIÞ TÜRKLER” i unutmasýn. Oradaki rejimlerle halkýn beklentileri arasýndaki ince farký daha çabuk anlasýn, stratejisini ona göre belirle-sin. Sonunda “DIÞ TÜRKLER”i kurtaracak güç yine “DIÞ TÜRKLER”in kendileri olacaktýr.

Fakat “Yeni Devlet”in kökü salýnýrken yanýnda “gadim gardaþ”ýnýn nefesini hissetmek güzel bir þeydir. Benim tüm Pantürkistliðim o nefesi duymak arzusundan baþka bir þey deðildir.

Muhammet Salih Oslo-Norveç , 11.10.2000
Özbekistan ERK Demokratik Partisi Baþkaný

burkut
27-12-04, 05:01
nekadar güzel izah edilmis. su kadar duru.. Allah sizden razi olsun..
Allaha emanet olun