http://www.ortadogugazetesi.net/haber_dv.asp?haber=18402
Unregistered
11-04-06, 06:58
Barın şehitleri
Çin Halk Cumhuriyeti'nin Sincan-Uygur Özerk Bölgesi olarak bilinen Doğu Türkistan'daki en eski yerleşim birimlerinden biri olan, Kaşgar'a bağlı Aktuğ nahiyesinin Barın kazasında meydana gelen olaylar tarih sayfalarına "Barın İnkılabı" olarak geçti. Kaşgar, tarihte birçok Türk devletlerine merkezlik yaptı. Üzerinde hüküm süren ilk Müslüman-Türk devleti hükümdarı Karahanlı Devleti'nin Sultanı Abdül Kerim Saltuk Buğra Han'dır. Çin işgalinden sonra Mao'nun 1967'deki, "Kültür ihtilali" (aslında 'kültür katliamı') döneminde ancak 100 kadar cami ve mescit sağlam kalabildi. Doğu Türkistan'ın genelinde olduğu gibi, şehir halkının İslam inancına sıkı sıkıya bağlı olması ve bu konudaki hassasiyeti sebebiyle bazı göz önündeki büyük cami ve türbelere dokunamadılar. 1949 yılından beri Çinliler tarafından Doğu Türkistan halkına karşı uygulanan insanlık dışı baskı, zulüm ve ekonomik sömürü siyasetine karşı Doğu Türkistan Türkleri hiçbir zaman sessiz kalmadı. Barın olayları da buna bir örnek teşkil etti.
1990 yılının ramazan ayının 17'sine denk gelen 5 Nisan günü Kaşgar'a bağlı Aktuğ Nahiyesi'nin Barın kazasında bir caminin yerli Uygur halk tarafından ibadet edilebilir hale getirmek için onarılmaya çalışılması esnasında buna izin vermeyen Çinli memurlar ile yerli halk arasında çıkan tartışmalara Çinli askerlerin müdahale ederek silahsız ve savunmasız halkın üzerine ateş açmaları sonucu patlak veren olaylar neticesinde sivil halk ile Çin güvenlik güçleri arasında çatışma başladı ve Çinli askerlerden elde edilen silahlar ile mukavemet gösteren Doğu Türkistan halkı ile Çin askerleri arasındaki bu çatışma günlerce devam etti. Olaylar kısa zamanda büyüyerek yıllardır zulüm ve baskı altında yaşayan Uygur halkının bağımsızlık hareketine dönüştü. Çin, bu harekatı durdurmak ve tüm ülkeye yayılmasını önlemek için Barın ve çevresindeki köylere en gelişmiş silahlarla müdahale etti ve olayları bastırdı. İlk iş olarak, bu sınır muhafızlarının başlarındaki siyasi sorumluları etkisiz hale getirdiler. Stratejik öneme haiz Kaşgar-Koşrap karayolu üzerindeki bir geçide hakim olan Doğu Türkistanlılar o yöne doğru gelmekte olan Çin destek birliklerini orada karşılayıp imha ettiler. Normal teçhizatlı askerlerle baş edemeyeceklerini anlayan Çin yöneticileri tam teçhizatlı mekanize kuvvetlerin de gelmesi ile Uygurlara karşı bundan sonra da ağır silahlarla saldırıya geçtiler.
Araziyi çok iyi bilen yerli halkın büyük çoğunluğu dağlara doğru yayılarak çatışmaya devam etti. O günlerde Urumçi televizyonunda Barın olayları ile ilgili olarak verilen haber programda onlarca askeri araç ve tankların enkazları gösterildi. O tarihlerde bölgedeki Doğu Türkistanlıların Afganistan'da Ruslara karşı savaşan mücahitlerden silah yardımı aldıkları da biliniyor. Bu durumu öğrenen Çin yönetimi Doğu Türkistan ile Pakistan arasındaki Karakurum karayolunu 1990 yılından beri kapatmış bulunuyor. Çin idaresi Lençu'daki Çin hava indirme tugayından 7.000 civarında paraşÃ¼tçü birliğini Barın'a sevk etti. Kaşgar'daki bir mekanize birliğini de Barın halkının üzerine gönderdi. Çinlilerin bu yoğun askeri saldırıları havadan ve karadan sürdürmesi sonucunda dokuz köy haritadan silindi, 5.000 civarında Doğu Türkistan Türkü şehit edildi. 7.000 kişi de tutuklandı. Doğu Türkistanlılar haftalarca Çin güçlerine kahramanca karşı koydular.Çin askeri kuvvetleri bu acımasız ve insanlık dışı saldırıları esnasında kimyasal silah da kullandılar. İnsanca ve kendi topraklarında özgürce yaşamak istemekten başka arzuları olmayan bu insanlara karşı tam bir insanlık suçu işlendi.
Bugün Doğu Türkistanlılara karşı her türlü baskı politikası uygulayanlar, dünyanın birçok ülkesine barıştan, karşılıklı işbirliğinden ve globalizmden de söz edebiliyor. "Kızıl Cellat" olarak da bilinen Çinli General Wang En Mao'nun komünist hükümetin bir toplantısında "Tanrı'ya şÃ¼kür Kaşgar şehri isyancıların eline geçmedi. Eğer isyancılar Kaşgar'ı ele geçirmiş olsalardı.
O zaman bizim başımız büyük derde girerdi" şeklinde konuştuğu öğrenildi. Bu ve benzeri katliamlar Doğu Türkistan'da defalarca yaşanmıştır. Doğu Türkistan'daki, 35 milyon Türk halkı, Çinlilerin, insanların temel hak ve özgürlüklerini açıkça çiğneyen, hukuk tanımaz rejimleri içerisinde yaşamayı asla ve katiyen kabul etmediler. "Barın Katliamı"nda binlerce evladını şehit veren Doğu Türkistan halkının istiklalleri uğruna şehit olmaktan ve zindanlara atılmaktan korkuları ve yılgınlıkları olsaydı, Şubat 1997'deki "Gulca ayaklanması"nın meydana gelmemiş olması gerekirdi. 5 Nisan 1990 Barın olayları Çinlilere dünyanın en güçlü ordularına ve silahlarına da sahip olsalar, hürriyet aşığı Doğu Türkistan halkının insanca yaşama hakkından ödün vermek istemediğini bir defa daha gösterdi.
Powered by vBulletin® Version 4.1.12 Copyright © 2012 vBulletin Solutions, Inc. All rights reserved.