PDA

View Full Version : Hur Doğu Türkistan Platformundan Basın Açıklaması



Unregistered
31-08-12, 10:56
Hür Doğu Türkistan Platformu
Basın Açıklaması:
31.08.2012-İstanbul

PEKİN, DİNİ BASKILARA SON VERMELİDİR

Çin bir yandan Doğu Türkistan’da Din ve Vicdan özgürlüklerine ve manevi değerlerimize yönelik baskıların dozunu şiddetle arttırarak İslami yaşam ve İslam kültürüne açıkça yasaklar getirirken, öbür yandan bugün Çin burada Diyanet işleri başkanlığımızın şemsiyesini kullanarak Türk Kamuoyunun Türkistan’daki zulmü, insan hak ihlalleri ve inanç düşmanlığına yapılan baskı ve müdahalelerine olan bakışını yumuşatmak ve sempatisini kazanmaya çalışmaktadır. Bu çerçevede “Çin’de İslam Paneli ve Çin’de İslam ve Kültür Sanat eserleri sergisi” adı altında çeşitli etkinlikler düzenlemektedir. Çin’in bölgedeki din siyasetinin gerçek yüzünü Türk kamuoyuna duyurmak ve dikkatlerini bu meseleye çekmek için biz Türkiye’de faaliyet göstermekte olan Doğu Türkistanlı Teşkilatlar “Hür Doğu Türkistan Platformu” çatısı altında bu faaliyeti tertip etmekteyiz.

1949’dan bu yana Çin işgali altında bulunan Doğu Türkistan’da yaşam mücadelesi veren Müslüman Türklere yönelik baskılar son yıllarda vahim boyutlara ulaşmıştır. Çin Komünist Partisi’nce “İslam kimliği” devletteki otoriteler tarafından “ulusal birliği tehdit unsuru” olarak kabul edilmekte; “İbadet Yerleri” ise bu tehdidin “potansiyel odak noktası” olarak görülmektedir.

Bunların sonucu olarak da 1949 yılından itibaren Doğu Türkistan’da Müslümanların “dini faaliyetlerini özgürce yapmalarına kısıtlama” getirilmiş; “insanların sağlığını bozan faktör olduğu” gibi komik gerekçelerle Müslümanlığın etkisiz hale getirilmesi için yoğun çaba sarf edilmektedir.

Bu seneki Ramazan ayında Pekin yönetiminin Doğu Türkistan’daki Müslüman Türkler’e yönelik uyguladığı oruç ve ibadet kısıtlaması, öğrenci ve memurlara yönelik getirilen dini yasaklar insan yaşamını tehdit eder boyutlara ulaşmıştır. :

--Ramazan ayı içinde oruç tutmayı önlemek için bütün resmi dairelerde öğle yemeği davetleri verilerek Müslümanlar yemek yemeye mecbur bırakılmışlardır. Oruç tuttukları tesbit edilenler ise fişlenerek hem kendileri hem de aile fertleri çeşitli cezalara çarptırılmaktadırlar.
--18 yüzyılın başlarında inşa edilen tarihi Kumul Eyitgah Camii, turistik bölge içinde olduğu gerekçesiyle ibadete kapatılmış, camiyi görmek isteyenlerden 40 Yuan (8 Dolar) giriş ücreti talep edilmeye başlanmıştır.
--Ramazan ayı öncesi Artuş şehrinin en büyük camisinin kapısına restorasyon yapılacağı gerekçesiyle kilit vurularak kent merkezindeki Müslümanların ibadet yapmaları engellenmiştir.
--Hoten, Yarkent ve Kaşgar şehirlerinde birçok camii özellikle Cuma günleri ibadete kapatılmakta, öğrencilerin Cuma namazına gitmelerini önlemek için öğrencilerin namaz saatinde okullarda zorunlu olarak bulunmaları sağlanmaktadır.
--Özellikle fakir ve cahil ailelere maddi yardım karşılığında imzalatılan taahhütnamelerle, halkın dini inançlarına göre yaşamaları baskı ve yasaklar uygulamaktadırlar. kadınların dini vecibelere göre giyinmeleri, alışveriş merkezlerine girmeleri, hatta sokakta dolaşmaları, Taksi, Otobüs ve diğer ulaşım araçlarına binmesi, resmi devlet idarelerine girmesi, hastanelere girmesinin yanı sıra evlerinde dini yayınlar bulundurmaları yasaklanmaktadır.
--Her ne kadar Çin Anayasası ve Sözde Özerklik Yasaları’nda “dini özgürlüklerin güvence altına alındığı” ifade ediliyorsa da, uygulamada “dini inanışlar yasadışı faaliyetler” olarak nitelendirilmektedir. Hatta kanunen 18 yaş altındakilerin Camilere girmeleri,okulda veya evlerde dini eğitim almaları yasaklanmıştır. İslam ülkelerine şirin görünmek amacıyla sadece Urumçide açılmış olan 50 öğrencilik bir dini okulda, islami bilgilerden ziyade Marksizm, Leninizm fikirleri ders olarak okutulmakta, buralardan yetişen “imamlar” görevlendirildikleri camilerde komünist partisinin propagandasını yapmaktadırlar.
--Bölgede dini inanç ve ibadetleri yok etmeye yönelik tehdit ve baskılar doruğa ulaşmış ve ”etnik soykırım” hüviyetini almıştır.
--Korla şehrinde Kur’an Kursu’nda bulunan 12 yaşındaki Mirzahit AMANULLAH sırf Kur’an okuduğu için götürüldüğü karakolda dövülerek öldürülmüş, mezarında ailesinin dua etmesi dahi engellenmiştir. Şincang Özerk Bölge Yönetimi Dış İlişkiler Müdürü Hu Hen Ming, halkın tepkisini yatıştırmak için Amanullah’ın karakolda başından aldığı darbeler sonucu öldüğünü itiraf etmek zorunda kalmıştır.
--Çin Komünist Partisi tarafından “dini otoriteyi sarsmak ve toplum huzurunu bozarak karşı devrimci örgüt kurmak” gibi bir suçlamayla 1992 yılında tutuklanarak 12 senelik hapis cezasına çarptırılan ünlü din âlimi Kerem ABDULVELİ, tutukluluk süresi 2002’de bitmesi gerekirken, hiç bir yargılama yapılmaksızın, “marksizm ideolojisine karşı çıkması, cezaevinde Kur’an okuma ve namaz kılma gibi dini ibadetlerini devam ettirmesi, açlık grevi yapması ve bölücü tehdit oluşturduğu gerekçeleriyle bugüne kadar tahliye edilmemiştir. Tutukluluk süresinin sona erdiği 2002 yılından bu yana 10 yıldır tahliye edilmeyerek insani ve dini hakları gaspedilen Kerem Abdulveli’nin baskıları protesto amacıyla tepkisini ortaya koymak ve sesini duyurmak için 2011 yılı Eylül ayında başlattığı açlık grevi 270 gün sürmüştür. Damardan zorunlu serum verilerek hayatta kalması sağlanan Abdulveli Hoca’nın hayatından endişe edilmektedir.

Urumçi 3 No.lu Hapishane ’de bulunan Abdülveli Hoca ile birlikte diğer tutukluların dini inançlarını yaşama, dini ve milli kimliğini koruma gibi insani haklarının iade edilmesi noktasında Pekin yönetiminin devreye girmesi ve Urumçi’deki yerel yöneticilerin keyfi davranışlarına son verdirmesi hür dünyada insani açıdan takdir edilecektir.

Ateistlik eğitimi ve dinsizlik propagandası nasıl serbestçe yapılabiliyorsa, halkın kendi inançlarına göre yaşamaları ve ibadetlerini yerine getirmelerine Pekin Hükümeti saygı göstermek durumundadır.
Nitekim Çin Halk Cumhuriyeti Anayasası’nın 36ncı maddesi’nde “her bir Çin vatandaşı dini inanç ve özgürlüğe sahiptir, devlet vatandaşın normal dini faaliyetlerini korur” denmektedir. Aynı şekilde; “hiçbir devlet organı, toplulukları ve bireyleri dine inanmaya veya inanmamaya zorlamaz; dine inanmayanlar ve dine inananlar arasında ayrım yapmaz” denerek din ve inanç özgürlüğü yasalarca güvence altına alınmıştır.
Sözde Bölgesel özerklik yasalarında da “Din adamlarının yaptıkları normal dinî işler, dinî faaliyetlerin yapıldığı yerlerde ve dinî alışkanlıklara göre dine inananların evlerinde yapılan bütün normal dinî faaliyetler yasalar tarafından korunur ve hiç kimse bu faaliyetlere müdahale edemez.” denilerek dini inançlar ve faaliyetler koruma altına alınmıştır.
Ne var ki, anayasada ve özerklik yasalarında dini inançlara tanınan bu özgürlükler kağıt üzerinde kalmış olup, tüm dini faaliyetler “devletin, rejimin güvenliğini tehdit eden yasadışı faaliyetler” olarak görülmektedir.
Bu münasebetle kamuoyunun dikkatini çekmek isteriz ki, “2012 Çin Yılı” etkinlikleri çerçevesinde Diyanet İşleri Başkanlığı’nın davetlisi olarak Türkiye’de bulunan Doğu Türkistanlı ve Çinli Müslüman din adamlarının hepsi; Marksizm, Leninizm eğitimi almış kişiler olup, Çin Komünist Partisi mensubudurlar. Onların görevi; komünizme hizmet etmek ve dini faaliyetleri “pasif halde kontrol altında” tutarak gelişmesini önlemektir.
Bu gerçekler ışığında “Hür Doğu Türkistan Platformu”; olarak başta Türkiye, Suudi Arabistan, İran, Mısır ve Pakistan gibi ülkeler olmak üzere hür dünyadaki İslami kuruluşları Doğu Türkistan’daki dini baskıların azaltıması noktasında yaptırım uygulamaya; dini faaliyetleri yerinde görmeye, özellikle dini bayramlarda ve Ramazan günleri gibi önemli dini günlerde bölgeye din adamları göndermek suretiyle dini faaliyetlere katkıda bulunmaya davet ediyoruz. Asırlardır İslamiyet’in Asya’daki bayraktarlığı görevini sürdürmüş olan Saltuk Buğra Han’ın evlatlarının hizmetinde olmak dini ve vicdani bir görev olmanın ötesinde İNSANİ bir vazife olduğu unutulmamalıdır...
Türkiye Cumhuriyeti Diyanet İşleri Başkanlığımızı, İslam İşbirliği Teşkilatı ve Hükümetlerinin Çine baskı yaparak, ikili ilişkilerde önce oradaki Müslümanların hak ve hukuklarının korunmasını gündeme getirerek Doğu Türkistan Müslümanlarının ibadet ve inanç özgürlüklerine saygı göstermeye, Müslümanların huzur içinde ibadetlerini yerine getirmelerine imkân sağlamaya zorlamasını talep ediyoruz. Bu vesileyle harap halindeki tarihi camileri restore ederek ibadete açmaya, yıkılan camilerin yerine ihtiyaca göre yeni camileri yapmaya ya da bağış yoluyla yapılmasına izin vermeye; namaz kılmak, oruç tutmak, Kur’an ve dini eğitim almak gibi temel hakların serbest olması ve halkın inançlarına göre dini faaliyetlerinin özgürce yapılmasının güvence altına alınmasını, normal dini vecibelerini yerine getirirken tutuklananların serbest bırakılması konusunda da özel çalışmalar başlatılmasını talep ediyoruz.

Hür Doğu Türkistan Platformu
1.Doğu Türkistan Maarif ve Dayanışma Derneği
2. Doğu Türkistan Vakfı
3. Doğu Türkistan Gençlik Derneği
4. Doğu Türkistan Göçmenler Derneği
5.Doğu Türkistan Dayanışma Derneği
6. Doğu Türkistan Sevgi ve Dayanışma Derneği

İrtibat: 0212 523 28 77
Gsm: 05368354523
E-mail: hurdoguturkistanplatformu@gmail.com