xewer
18-12-05, 05:45
DOĞU TÜRKİSTAN TEŞKİLATLARINI KİMLER FELÇ EDİYOR
17.12.2005
Büyük dava adamı, İslâm âlimi, tarihçi, şair ve mücahit merhum Mehmet Emin Buğra beyin kendisinin de içinde bulunduğu muhaceretteki Doğu Türkistanlılar için söylediği bir söz vardı. “Vatan için vatan’dan ayrıldık.†Mehmet Emin Buğra Bey, İsa Yusuf Alptekin ve bir elin parmaklarını geçmeyen sayıdaki yakın arkadaşları bu sözün gerçek anlamda bilincinde olarak gereğini yerine getirmek uğruna bütün ömürlerini Doğu Türkistan’ın özgürlük mücadelesi yolunda harcadılar ve bu fani dünyadan ayrılıp gittiler…
Batı Türkistan Türk Cumhuriyetinde yerleşik olan Doğu Türkistanlıları da hesap ettiğimizde yaklaşık olarak dış ülkelerde yaşayan Doğu Türkistanlıların sayısının 2 milyon civarında olduğunu tahmin ediyoruz. Doğu Türkistanlıların büyük bir bölümünün hayatlarını idame ettirebilme uğruna milli mücadele saflarının dışında kaldıklarını varsaydığımızda diğerleri nerelerdeler? Neden sesleri çıkmıyor, neden vatan için vatandan ayrılmış olduklarının bilincinde değiller? Eğer bilincindeyseler bugünkü üzerlerine ölü toprağı saçılmışlık neyin nesidir? Bulundukları dünya ülkelerinde başka milletler gibi çokta dağınık bir biçimde yaşamıyorlar ve ellerine geçen yasal fırsatları çok yerinde ve zamanında değerlendirerek sivil örgütlenmeler altında bir araya gelebiliyorlar.
Teşkilatçılık zaten Türk milletinin karakterinde var olan bir haslet olduğundan Doğu Türkistan halkında da bu teşkilatçılık ve koordineli yaşama prensibi fazlasıyla vardır.Elde edilen bilgilere göre dünyanın dört bir yanında kurulan Doğu Türkistan teşkilatlarının sayısı 50’nin üzerindedir. Bu teşkilatların bazıları kendi imkanları ölçüsünde faaliyet içindeler ise de, söz konusu sivil örgütler bünyesindeki Doğu Türkistanlıların samimi gayretlerinin Doğu Türkistan gibi bir ülkenin istiklal mücadelesi yolunda biraz cılız kaldığını söylemek gerekir.
Çünkü; Doğu Türkistan dünyanın en kalabalık nüfusuna sahip, en gaddar, en şoven ve en asimilasyoncu bir milleti olan Çinlilerin işgali altındadır ve bu yüzden çok daha fazla çalışmak, gayret etmek gerektiği inancındayım. İçinde bulunduğumuz dönemde mevcut Doğu Türkistan teşkilatlarının hemen, hemen tamamına yakını neredeyse pasifize olmuş durumdadır. Kendi bünyelerinde yaptıkları bir iki içe dönük toplantıların ve zaman, zaman çeşitli ülkelerde yapılan protesto eylemlerinin de oldukça lokal kaldığı görülmektedir. Çeşitli dünya ülkelerinde kurulmasına izin verilen Doğu Türkistan teşkilatlarına, sanki o ülkelerde yaşayan Doğu Türkistanlıları belirli merkezlerden kontrol altında tutmak maksadıyla izin verildiği izlenimi de ortaya çıkmaktadır. Bu konu da yanılıyor da olabilirim. Fakat mevcut gidişatın başka türlü izahı da mümkün görünmüyor. Ama durum her ne olursa olsun Doğu Türkistan hala işgal altındadır ve bu suskunluk ve pasifliğin sebepleri mutlaka sorgulanmalıdır. Eğer bu teşkilatlara istenmeyen ve bilinmeyen bir takım müdahaleler söz konusu ise, Doğu Türkistan teşkilatlarının işgalci Çin yöneticilerine karşı olan mücadelelerine daha şimdiden 5-0 yenik başladıklarını kabul etmeleri gerekir. Eğer böyle bir durum söz konusu değil ise, o zaman da dünyadaki Doğu Türkistan ile ilgili teşkilatların yöneticilerinin kendi yapısal durumlarını bir daha ve ciddiyetle gözden geçirmeleri ertelenemez bir zaruret haline gelmiş demektir.
Yaşam kavgası içerisinde kaybolmaya ve Doğu Türkistan davasını ertelemeye ve bugünkü suskunluğu korumaya kalkanların Vatan için vatandan ayrılmış olduklarına inanmak mümkün değildir. Onların bulundukları teşkilatlar felç etmeye hakları yoktur
17.12.2005
Büyük dava adamı, İslâm âlimi, tarihçi, şair ve mücahit merhum Mehmet Emin Buğra beyin kendisinin de içinde bulunduğu muhaceretteki Doğu Türkistanlılar için söylediği bir söz vardı. “Vatan için vatan’dan ayrıldık.†Mehmet Emin Buğra Bey, İsa Yusuf Alptekin ve bir elin parmaklarını geçmeyen sayıdaki yakın arkadaşları bu sözün gerçek anlamda bilincinde olarak gereğini yerine getirmek uğruna bütün ömürlerini Doğu Türkistan’ın özgürlük mücadelesi yolunda harcadılar ve bu fani dünyadan ayrılıp gittiler…
Batı Türkistan Türk Cumhuriyetinde yerleşik olan Doğu Türkistanlıları da hesap ettiğimizde yaklaşık olarak dış ülkelerde yaşayan Doğu Türkistanlıların sayısının 2 milyon civarında olduğunu tahmin ediyoruz. Doğu Türkistanlıların büyük bir bölümünün hayatlarını idame ettirebilme uğruna milli mücadele saflarının dışında kaldıklarını varsaydığımızda diğerleri nerelerdeler? Neden sesleri çıkmıyor, neden vatan için vatandan ayrılmış olduklarının bilincinde değiller? Eğer bilincindeyseler bugünkü üzerlerine ölü toprağı saçılmışlık neyin nesidir? Bulundukları dünya ülkelerinde başka milletler gibi çokta dağınık bir biçimde yaşamıyorlar ve ellerine geçen yasal fırsatları çok yerinde ve zamanında değerlendirerek sivil örgütlenmeler altında bir araya gelebiliyorlar.
Teşkilatçılık zaten Türk milletinin karakterinde var olan bir haslet olduğundan Doğu Türkistan halkında da bu teşkilatçılık ve koordineli yaşama prensibi fazlasıyla vardır.Elde edilen bilgilere göre dünyanın dört bir yanında kurulan Doğu Türkistan teşkilatlarının sayısı 50’nin üzerindedir. Bu teşkilatların bazıları kendi imkanları ölçüsünde faaliyet içindeler ise de, söz konusu sivil örgütler bünyesindeki Doğu Türkistanlıların samimi gayretlerinin Doğu Türkistan gibi bir ülkenin istiklal mücadelesi yolunda biraz cılız kaldığını söylemek gerekir.
Çünkü; Doğu Türkistan dünyanın en kalabalık nüfusuna sahip, en gaddar, en şoven ve en asimilasyoncu bir milleti olan Çinlilerin işgali altındadır ve bu yüzden çok daha fazla çalışmak, gayret etmek gerektiği inancındayım. İçinde bulunduğumuz dönemde mevcut Doğu Türkistan teşkilatlarının hemen, hemen tamamına yakını neredeyse pasifize olmuş durumdadır. Kendi bünyelerinde yaptıkları bir iki içe dönük toplantıların ve zaman, zaman çeşitli ülkelerde yapılan protesto eylemlerinin de oldukça lokal kaldığı görülmektedir. Çeşitli dünya ülkelerinde kurulmasına izin verilen Doğu Türkistan teşkilatlarına, sanki o ülkelerde yaşayan Doğu Türkistanlıları belirli merkezlerden kontrol altında tutmak maksadıyla izin verildiği izlenimi de ortaya çıkmaktadır. Bu konu da yanılıyor da olabilirim. Fakat mevcut gidişatın başka türlü izahı da mümkün görünmüyor. Ama durum her ne olursa olsun Doğu Türkistan hala işgal altındadır ve bu suskunluk ve pasifliğin sebepleri mutlaka sorgulanmalıdır. Eğer bu teşkilatlara istenmeyen ve bilinmeyen bir takım müdahaleler söz konusu ise, Doğu Türkistan teşkilatlarının işgalci Çin yöneticilerine karşı olan mücadelelerine daha şimdiden 5-0 yenik başladıklarını kabul etmeleri gerekir. Eğer böyle bir durum söz konusu değil ise, o zaman da dünyadaki Doğu Türkistan ile ilgili teşkilatların yöneticilerinin kendi yapısal durumlarını bir daha ve ciddiyetle gözden geçirmeleri ertelenemez bir zaruret haline gelmiş demektir.
Yaşam kavgası içerisinde kaybolmaya ve Doğu Türkistan davasını ertelemeye ve bugünkü suskunluğu korumaya kalkanların Vatan için vatandan ayrılmış olduklarına inanmak mümkün değildir. Onların bulundukları teşkilatlar felç etmeye hakları yoktur